Ertuğrul Özkök: Essalamün Aleyküm’le biten gece 7 Mayıs gecesi ruhunun aynısı mıydı?

Ertuğrul Özkök, “Masa Mektubu” başlığı altında, yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazısında bugün, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını açıkladığı günü yorumladı. Özkök, “Ecevit, Erbakan ve Özal başardı… Bu 6 lider niye başaramasın…” düşüncesini dile getirdi.

Özkök’ün “Essalamün Aleyküm’le biten gece 7 Mayıs gecesi ruhunun aynısı mıydı?” başlıklı yazısı şöyle: 

Essalamün Aleyküm’le biten gece 7 Mayıs gecesi ruhunun aynısı mıydı?

O akşamı hatırlayalım.

7 Mayıs 2019 akşamı.

Bir Ramazan günü iftar saati.

AKP Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi  Recep Özel ve MHP Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Türker Ercan aynı dakikalarda iki tweet mesajı atıyor:

“İstanbul seçimleri yenileniyor. Hayırlı olsun…”

Türkiye tarihinde hiçbir cümle ruh halimizi bu kadar değiştirmedi

Haber Türkiye’nin üzerine bomba gibi düşüyor…

İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu o dakikalarda bir ailenin evinde iftar açıyor.

İşte o iftar sofrasından kalkıyor, gömleğinin kollarını sıvıyor ve o tarihi cümleyi söylüyor:

“Her şey çok güzel olacak…Çok güzel olacak…”

Türk siyasi tarihinde hiçbir an ve hiçbir cümle, böyle, toplumun önemli bir bölümünü 10 saniye içinde karamsarlığın en dibinden, iyimserliğin ve umudun en üst mertebesine çıkarmayı başaramadı…

Siyasette yeni bir dönemin başlaması, işte böyle sembolik anların kafamızda bıraktığı bir fotoğraf karesi ile başlar…

Pazartesi o kareyi görünce kendime sorduğum soru

Gelelim bu pazartesi sabahına…

Cuma akşamki masa bozgunundan sonra milyonlarca insanın ruh hali dibe vurmuş.

Karanlık bir pazar günü yaşamışız.

Kendimizi “Kırmızı Pazartesi”ye ayarlamışız.

Ama o sabah başka bir fotoğrafla uyanıyoruz.

Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı yardımcısı önerisinin kabul edildiğini öğrendiğim an çevremden gelen mesajlardan sonra kendi kendime sorduğum soru şuydu:

“Acaba yine o an mı…”

İtiraf edelim o üçlü fotoğrafı sevmiştik

Bunu bilemeyeceğiz…

Ama hissettiğim bu üçlü fotoğrafın sevildiğiydi…

Devleti bilen, yolsuzluklarla savaşacak, kibirsiz, mütevazı ama kararlı bir devlet adamı…

Genç, girişken, sempati., toparlayıcı, meydanların nabzını tutabilecek modern bir belediye başkanı…

Seçildiği günden bu yana üç yıl içinde bütün Türkiye’de “dürüst, iş yapan, güvenilir, ve liyakata hakkını veren” imajı yaratmayı başaran bir başkent  belediye başkanı…

Etkileyici bir fotoğraftı bu…

Heyecan veren, yeni bir dönemin başlayacağı hissini insana bulaştırabilen, dinamik ve pozitiv bir fotoğraftı…

Ya Saadet Partisi önünde gördüğümüz o fotoğraf

Peki pazartesi akşamı Saadet Partisi önünde gördüğümüz o fotoğraf, toplumun Erdoğan yorgunu kesiminde 48 saat önce yıkılan umutları 7 Mayıs 2019 akşamki o fotoğraf kadar, anında yükseltti mi?

Etraftan aldığım izlenime dayanarak şunu söyleyebilirim:

“Yetmez ama evet…”

Veya “Evet ama o kadar değil…”

Ben olaya, işin bu psikolojik boyutunun biraz dışından bakacağım…

Bunu da bir meslekdaşımın dün okuduğum ve açıkça itiraf edeyim kıskandığım yazısından yardım alarak yapacağım.

Yıldıray Oğur’un yazısıydı bu.

O akşam Saadet Partisi’nin önünde gördüğümüz sahneyi, Yıldıray Oğur’un harika tasvirlerinden aldığım cümlelerle yeniden canlandıracağım:

Kıskandığım bir yazar Saadet Partisi önündeki sahneyi anlatıyor

(*) “Adayın açıklanmasına yakın, Saadet Partisi genel merkezine beyaz duman misali dev bir Atatürk ve Türk Bayrağı asılıyor.

(*) “Heyecan yükseliyor. Liderler çıkıyorlar. İki eski AK Partili, bir eski MHP’li, bir DP’li, bir SP’li ve bir CHP’li.

10 yıl önce burada ittifak için yan yana dizilen liderlerin yan yana gelme ihtimali dünyaya göktaşı çarpma ihtimalinden biraz daha yüksekti.”

(*) “Adayı açıklama görevi ev sahibi Temel Karamollaoğlu’nda.

Kader ağlarını ille kendi örmek, Türkiye’yi barıştırmak istiyor sanki.”

‘Essalamün Aleyküm’ diyerek tamamlanan bir fotoğraf karesi

(*) “Sonra Karamollaoğlu, herkesin Berat Kandili’ni kutladı, adaylığın hayırlı olması için ettiği duaya az önce “Türkiye laiktir laik kalacak” diye bağıran kalabalık hep beraber “Amin” dedi.

Kandil ve soğuk yüzünden konuşmasını kısa bitirdiğini söyledi ve sözlerini onu dinleyen kalabalığın veda ederken duymaya pek de alışık olmadığı bir şekilde bitirdi:

“Esselamün Aleyküm”

Cumhuriyetin 100. yılı için hazırlanmış özel bir tören gibiydi

Evet o akşam Saadet Partisi önündeki tablo aynen böyleydi.

“Mütevazı hatta amatör denebilecek bu aday açıklama töreni doğal şartları içinde Cumhuriyetin 100. yılı için özel olarak hazırlanmış bir Türkiye mozaiği gösterisine döndü.”

 

Mümtaz Hoca yaşasaydı buna bakıp ne der, neyi hatırlatırdı?

Türkiye böyle bir tabloya ilk defa 1973 yılında CHP Lideri Bülent Ecevit ve Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın el sıkışmasıyla yaşamıştı.

Hocam rahmetli Prof. Mümtaz Soysal bu olayı “tarihi uzlaşma” olarak nitelemişti.

Ve tabii o koalisyon protokolünün 3. maddesinde ne yazdığını da hatırlatırdı:

“CHP-MSP koalisyon hükümeti kırgınlık ve acıları gidererek, bütün geçmişin bir yana bırakılmasını; karşılıklı bağışlama ve hoşgörüye dayanan bir kardeşlik ortamının kurulmasını ilk görev sayar.”


50 yıl önce çekilen aynı kare 10 ayda neleri başarmıştı?

On ay gibi çok kısa süren bu koalisyon dönemine Türkiye iki tarihi kararı almayı başarmıştı.

Kıbrıs Barış Harekâtı…

Ve siyasi sürgünleri ve mahkûmları topluma döndüren genel affı çıkarıp Türkiye’yi bugün de yaşadığı o büyük utançtan kurtarmıştı.

1974 yılıydı…

Selda Bağcan’ın “O Günler” şarkısını söylediği günlerdi.

Ya 40 yıl önce çekilen aynı fotoğraf neleri başardı?

İkincisi ise 1983 seçimlerinde Turgut Özal’ın gerçekleştirmeyi başardığı “Dört Eğilimi Birleştirme” zaferiydi.

Altı yıl içine bugün Türkiye’yi hâlâ ayakta tutan ekonomik zihniyet devrimi ve reformları gerçekleşmişti.

Bursa Stadı’ndaki vahim olaydan sonra bu kare neleri başarabilir?

Geçen pazartesi akşamı Saadet Partisi önünde o sahneyi izlerken, aklımda bir gün önce Bursa Stadı’nda yaşanan insanlık faciası vardı.

Kabataş Yalanı kadar büyük bir provokasyonu milletçe seyretmiştik.

Elli yıllık tarihimiz ve stattan gelen o vahim fotoğraflar birleşince, Saadet Partisi önündeki kare gözümde daha da büyüdü.

İşte o yüzden bana 7 Mayıs akşamı kadar umut verdi

O nedenle, Cumhuriyetimizin 100’ncü yılına böyle bir tablo ile girmeyi başarmalarından dolayı bu 6 lideri bütün kalbimle kutluyordum.

Yaşanan o üç günü bir tarafa bırakırsak, Türkiye 100 yılda da bu noktaya kolay gelmedi. gece gördüğüm fotoğraf, yüzlerdeki yorgunluk ve mutsuzluğa rağmen benim için heyecan verici bir mutluluk ve başarı tablosuydu.

Saadet Partisi binasının üzerine asılan dev Atatürk fotoğrafı, kutuplaşmaktan bitap düşmüş, deprem enkazı altında kalmış ruhumuzu yeniden bir milletin ortak ruhu haline getirebilir.

Yani seçimi kazanırsa, 5 yıl içinde Cumhuriyetin  10. yılında söylenen o sözü söylemeyi yeniden hak ederiz:

“Az zamanda çok işler başardık…”

Ecevit, Erbakan ve Özal başardı…

Bu 6 lider niye başaramasın…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir